11 Ağustos 2009 Salı

Orta vadeli programı açıklıyorum...

Uzun süredir beklenen orta vadeli programın temel hedefinin; 2011'e kadar borç/GSYH oranını stabilize etme olduğunu, bu amaçla Türkiye'nin "Ekonomik canlanmaya yönelik uyarıcı önlemlerin yenilenmemesi, harcama kontrolünün iyileştirilmesi, yerel yönetim reformu, mali kurala geçiş ve vergi idaresi reformunun devam ettirilmesi" önlemlerine yöneleceği görüşlerini bir Uluslararası Para Fonu (IMF) raporundan hareketle önceki yazımda aktarmıştım. Bu yazıda ise söz verdiğim gibi, çokça merak edilen son dönemdeki mali genişlemenin hangi boyutlara ulaşmış olduğuna değineceğim.

Bu hesaplamada IMF mali genişleme için referans olarak 2007 yılı bütçe dengesi ile bu yıl beklediği bütçe dengesinin arasındaki farkı almış. Böylece milli gelire oranla yüzde 3,7'lik bir genişleme saptanırken, bunun 0,8'lik kısmının krizle ilgili alınan önlemlerden, kalan kısmın ise otomatik stabilizörler (aktivitedeki yavaşlamayla vergi gelirlerinin azalması) ve krize yönelik olmayan kararlardan (her ne kadar sonradan tüm sapmalar krize karşı önlem gibi yansıtılsa da) kaynaklandığı belirtilmiş. Hesaplamada Eylül 2008-Mart 2009 döneminde alınan önlemlerin dikkate alındığı, hazirandaki son teşvik paketinin maliyeti belirtilmediğinden dikkate alınmadığı ise dip not olarak aktarılmış.Belirtilmemiş ama temmuzda bu kez karşı yönde alınan önlemlerin yansıtılmadığını da düşünmek gerekir. Benim hesabıma göre ise mali genişleme dönemi için Eylül 2008'i baz alırsak, bütçe dengesinde Haziran 2009 sonuna kadar olan bozulma GSYH'ya oranla 4.5 puana ulaşmakta. Görüldüğü gibi, IMF'den daha yüksek bir mali genişleme bulduk ama IMF'nin dikkate aldığı son tarih olan mart sonrasında bütçe açığındaki bozulmanın 1 puan kadar olduğunu belirtmeliyim. Dolayısıyla aslında bulgularımızın çok yakın olduğunu söyleyebilirim.

Bu noktada, bütçe dengeleri açısından son iki yazımda bahsettiğim tahminlerin özellikle 2009 için mevcut durumun gösterdiği eğilim ile karşılaştırılması faydalı olacaktır. Bilindiği gibi, bütçedeki gelişmeleri bir defaya mahsus unsurlardan arındırılmış (IMF tanımlı) olarak ve eğilimi daha net görebilmek için son 12 aylık kümülatif bazda ve GSYH'ya oranla izlemeyi sağlıklı bulmaktayım. Merkezi yönetim bütçe dengesi için bulduğum sonuç, maliye tanımlı verilerde yüzde 4,5, IMF tanımlı verilerde ise yüzde 5,6 açık şeklinde oldu. Yıl sonuna kadar yeni önlemler alınmadığı takdirde, faiz dışı açık ve bütçe açığının IMF ve KEP'teki tahminleri belirgin olarak aşmasını bekliyorum. Mevcut bilgiler ışığında, yüzde 2'ye yaklaşan faiz dışı açık ve yüzde 7,5'i aşan bütçe açığı senaryosu ile çalışmaya devam ediyorum. Bütçedeki mevcut eğilimin IMF'nin varsayımlarından bile daha olumsuz seyretmesi, 2011'e kadar borç/GSYH oranını stabilize etme hedefini daha da zorlu kılma, kısa vadede alınması gereken önlemleri yükseltme ve orta vadede gereken faiz dışı fazlayı yukarı çekme potansiyeli taşımaktadır.

Özetle, borçluluk oranlarındaki artıştan endişelenen IMF, üye ülkeler için mali gevşemeden çıkış stratejisi taslağı hazırlamış, Türkiye için de hedef ve gerekli önlemleri ana hatları ile belirlemiştir. Ancak, orta vadeli program hazırlıklarının teknik hazırlıklarının bitmesine karşılık bütçe süreci ile birleştirilmesi yönünde siyasi bir tercihte bulunulması, kapsamlı bir program açıklanmasında yeni gecikmelere kapı açmış, çizilen stratejinin ne ölçüde hayata geçeceği konusunu belirsiz konumda bırakmıştır. Bütçedeki mevcut eğilimler de IMF projeksiyonlarından daha olumsuz bir görünüme işaret etmekte, gecikme ile beraber başlangıç koşullarının değişmesi riskini artırmaktadır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder