8 Haziran 2010 Salı

Büyüme yavaşlar ve enflasyon düşerken, tahviller yeniden gözde...

Önceki yazılarımda, AB’deki borç krizine rağmen küresel ekonomide yeni bir resesyon öngörmediğimi ve ılımlı toparlanmanın devam etmesini beklediğimi belirtmiş, şu an daha olası görünen senaryonun ise, ilk yarıdaki güçlü büyüme eğiliminin yerini daha yavaş bir büyüme eğilimine bırakması olduğunu vurgulamıştım. Geçen hafta açıklanan en önemli öncü göstergelerden Satınalma Yöneticileri Endeksleri (PMI) Mayıs ayı genel görünümünün de, bu değerlendirmemi desteklediğini izledim. Özellikle, Çin’de söz konusu endekste gözlenen belirgin düşüş, küresel ekonominin lokomotifi olması nedeniyle büyüme görünümüne ilişkin algılamaları olumsuz etkiledi. PMI 55.2’den, son 11 ayın en düşük seviyesi olan 52.7’ye gerilerken, bir kaç istisna hariç (Türkiye bu grupta) dünya genelinde önceki aya göre düşüşlerin ağır bastığı görüldü. Ülke endeksleri toplulaştırılarak hesaplanan Küresel PMI endeksi ise bu gerilemenin sınırlı kaldığını, gelinen seviyenin serinin halen en yüksek değerlerinden biri olduğunu ve ekonomik aktivitede genişlemenin devamına işaret ettiğini, yansıttı. Ancak, bu yıl şimdiye kadar imalat sanayi üretiminde görülen güçlü büyümenin yerini daha yavaş bir büyümeye bırakacağı algılamasının oluşmasına da engel olmadı. Uzun süredir ekonomik toparlanmayı önceden satın alan borsalar ile sanayi üretimlerinin geldiği seviye arasındaki uyumsuzluğa dikkat çektiğimden, bu uyumsuzluğu giderecek gelişmeleri sağlıklı olarak nitelendirmem doğaldır. Ancak üretimdeki toparlanmanın devam ediyor olmasının, üretim değerlerinin de borsa değerleri ile daha uyumlu seviyelere er ya da geç ulaşacağı anlamına geldiği de unutulmamalıdır. Piyasaların küresel ekonomi büyüme hızında bir yavaşlamayı satın almaları iyidir de, bunun ne boyuta ulaşacağını bugünden bilmek çok zordur. Gayet iyi hatırlıyorum, 2008 son çeyrekte başlayan küresel resesyonun çok öncesinde ekonomik aktivite hızında zaten bir yavaşlama vardı ve o sıralarda bu işin sonunun ekonomik daralmaya kadar varacağı çok net görülmüyordu. Resesyona girilmesi için tüketici güvenini zayıflatarak talebi bıçak gibi kesen ve üreticiyi stoklarıyla başbaşa bırakan tetikleyici olayların (Lehman batışı) patlak vermesi gerekmiş, ekonomik yavaşlama ise uygun ortamı hazırlamıştı.

Dolayısı ile, döngünün bu noktasında veri akışının kısa vadedeki önemini artırdığı söylenebilir. Ancak her zaman olduğu gibi verinin kendisinden çok ileriye yönelik algılamaları ne şekilde etkilediği bir anlam ifade edecektir. Algılamaların ise ne kadar sıkça ve ne kadar kolayca değişebildiği iyi bilinmektedir. Daha kısa bir süre öncesine kadar, büyümeye ilişkin güçlü beklentilerle Merkez Bankalarının krizde sunduğu likidite desteklerini geri çekmede ve para politikalarını normalleştirmede acele etmeleri gerektiği yönünde bir hava ağır basarken, Avrupa’da borç krizine yönelik endişelerin güçlenmesiyle beraber bu havanın dağıldığı gözlenmiştir. Örneğin, Nisan ayında yapılan anketlerde ABD Merkez Bankası Fed’in bu yıl son çeyrekte faiz artırabileceği beklentisi gözlenirken, aynı anketler bir ay sonra bu beklentinin en erken 2001 yılı ilk çeyrek sonuna doğru ötelendiğini yansıtmaktadır. Vadeli işlemlerde de, bu beklentinin fiyatlara yansıdığı ve Fed faizinin ancak 2011 yılı sonunda % 1 civarına ulaşabileceğinin hesaplandığı gözlenmektedir. Böylesi bir algılama sadece büyüme görünümünden kaynaklanmamış, enflasyonun başta ABD olmak üzere özellikle gelişmiş ülkelerde son derece ılımlı seyretmesi de yardımcı olmuştur. Nisan ayı sonunda Fed’in önem verdiği çekirdek TÜFE ve çekirdek PCE yıllık artışı sırası ile % 0.9 ve % 1.2 ile % 2 olduğu varsayılan enflasyon hedefinin belirgin altında, tarihi düşük seviyelerine yakın seyri devam etmektedir. Zedelenen büyüme algısının petrol ve emtia fiyatlarını son dönemde aşağı çekmesiyle de, krizdeki ciddi parasal genişlemeye rağmen enflasyonun bir tehdit unsuru haline gelmesine daha uzun bir süre var gibi görünmektedir. Büyüme ve enflasyona yönelik algılamanın bu şekildeki kombinasyonu ise yeniden tahvil dostu bir piyasa ortamı yaratmışa benzemektedir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder